<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/4374570311002180083?origin\x3dhttp://salihfurkan.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>
<$BloHUDUDULLAH>
<$Blo
MÜNAFIKÜN 1-2-Münafıklar sana geldiklerinde: "Şehadet ederiz, gerçekten sen Allah'ın Resulüsün!" dediler. Allah da biliyor ki, sen şüphesiz O' nun Resulüsün! Bununla beraber Allah şahitlik ediyor ki, doğrusu münafıklar katiyen yalancıdırlar. Yeminlerini bir kalkan edinip de Allah yolundan yan çizmektedirler, Doğrusu onlar ne fena yapıyorlar. 6-Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de haklarında aynıdır; Allah, onları asla bağışlamaz ve Allah fasıklar güruhunu doğru yola çıkarmaz. Bu hale düşmeyip hidayeti bulanlardan oluruz inşallah. Münafık duruşu ve Cenab-ı Hakkın bunları ifadelendirmesi böyledir. Münafık özelliğinin de dalâlet içinde olduğunu yine bu ayetlerden anlayabiliyoruz. AL_Î İMRAN 3-4: O, sana bu kitabı hak ve hakikatle dolu kendinden öncekileri doğrulayıcı olmak üzere indirmiştir. Daha önce de insanlara hidayet için Tevrat’ı ve İncil’i indirmişti. Bir de (hakkı batıldan, hayrı şerden) ayırt eden Furkan’ı indirdi. Allah’ın ayetlerini tanımayanlar;şüphesiz onlara şiddetli bir azap vardır. Öyle ya Allah’ın izzeti vardır. İntikam sahibidir.7-Sana bu muazzam kitabı indiren O'dur. O'nun bir kısmı anlamları kesin olup kitabın temelini oluşturan ayetlerdir. Diğer bir takımları da müteşabih olanlardır. Ama kalplerinde bir yamukluk bulunanlar fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak için sadece müteşabihlerin ardına düşerler. Halbuki, onun gerçek yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar da: "İnandık, hepsi Rabb’imizdendir." derler. Bunları özü temiz olanlardan başkası düşünemez. 8-Ey Rabb’imiz, bizleri doğru yoluna erdirdikten sonra kalplerimizi yamultma ve bize katından bir rahmet ihsan et. Şüphesiz, çok bağış yapan yalnız sensin.Kur'anın içinden ders almak yerine onun müteşabih yani sadece bilgisinin Cenab-ı Hakkın katında olan yönlerinle uğraşanlara karşı üslup bu olmalıdır. " inandık, hepsi Rabbimizdendir" tavrı aynı zamanda mümin tavrıdır. Geçmişten günümüze bakınca bu duruşu sergilemeyip farklı yönlere giden nice güruhlar gelip geçmiştir. Bu duruşun cezası ömür boyu Dalâlettir.
Dalâlet meselesinde bugünkü ironik manzarayı çok manidar bir şekilde anlatan ayetlerden birkaçına bakacak olursak : MÜCADELE SURESI 19-Şeytan kendilerini istila etmiş ve kendilerine Allah düşüncesini unutturmuştur. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdırlar. Uyanık ol ki, şeytanın yandaşları hep hüsrana düşenlerdir. 20-Allah'a ve peygamberine hudud yarışına (onların koyduğu sınırlardan başka sınırlar koymağa) kalkanlar, en alçaklar arasındadırlar. 21-Allah: "Andolsun ki, Ben yenerim Ben ve peygamberlerim!" diye yazmıştır. Şüphe yok ki, Allah güçlüdür, daima üstün gelendir. 22-Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğu, Allah'a ve peygamberine karşı kanunlar koymaya kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın; babaları veya oğulları, kardeşleri veya akrabaları olsalar bile. İşte Allah'ı öyle kimseleri sevmeyen bir topluluğun kalplerine imanı yazmış ve kendilerini tarafından bir ruh ile desteklemiştir. Onları içlerinde sonsuza dek kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın taraftarıdırlar. Uyanık ol ki, Allah'ın taraftarları hep kurtuluşa erenlerdir. En girift oyunları O’ndan başka kim bozabilir ki! Cenab-ı Hakkın sınırları belli ve keskindir. Bu sınırlar içindekiler ve dışındakiler vardır. Onun dışındakiler de başka bir özellikle anılamazlar. Hududullah içinde olmayı isteyenlerin ve arzulayanların mükafatını Cenab-ı Hak fazlasıyla verecektir.

> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0
<$BloEN KÂRLI TİCARET>
<$Blo
Rûm 58: Andolsun bu Kur’an’da insanlar için her türlü örneği gösterdik. Yemin ederim ki, sen onlara başka bir ayet de getirsen, o küfredenler yine diyecekler ki: “Siz herhalde batılla uğraşanlarsınız.”59: Allah, ilmin kadrini bilmeyenlerin kalplerini öyle damgalar. TEVBE19: Siz, hacılara şu dağıtma işi ile Mescid-i Haram’ın imarını, Allah’a ve ahiret gününe iman edip de, Allah yolunda cihad etmekte bulunan kimsenin işi ile bir mi tuttunuz? Bunlar Allah’ın katında eşit olamazlar.Allah zalimler topluluğuna hidayet ihsan etmez. 24: Ey Resulüm de ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, soylarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler, size Allah ve resulünden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
Niçin hidayete erdirmez ? Hevanın, zannın peşinde koştukları ayetleri yalanladıkları için. Bunların esamisi zalimdir, fasıktır, küfredendir. İsim ne olursa olsun bunların dalâlette olduklarını görmekteyiz. Bir de bunların iman ettik sözüne de güvenilmeyeceğini Allah bize ayetlerinde açıklamıştır. Toplumun içerisinde evletları, malları, sülaleri vs. imtihan araçlarıyla övünen, günlerini bunların üstüne katmakla geçiren insanlar da çoktur. Cenab-ı Hakkın katında çokluğun ya da zenginliğin bir üstünlük emaresi olmadığını çok iyi idrak edelim. " İbrahim bir tek ümmetidi" ifadesi hep kalbimizde olsun. Allah katında üstün olanın takva ve halis kulluk olduğunu unutmayalım.
BAKARA 6-Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler.7-Allah, kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş; gözlerine de bir perde inmiştir. Bunların hakkı pek büyük bir azaptır. 8-İnsanların içinde kimi de vardır ki: "Allah'a ve ahiret gününe inandık" derler; halbuki iman etmiş değillerdir.9-Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sadece kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar. 10-Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah hastalıklarını artırmıştır ve yalancılık ettikleri için bunlara pek acı bir azap vardır. 11-Onlara: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!" denildiği zaman: "Biz ancak düzelticileriz" derler. 12-Ha! Doğrusu bunlar ortalığı karıştıranlardır. Fakat şuurları olmadığından farkında değillerdir.13-Yine bunlara: "İnsanları inandıkları gibi inanın." dendiği zaman: "Biz de o budalaların inandıkları gibi mi inanalım?" derler. Doğrusu budala kendileridir, fakat bilmezler.14-Bir de iman edenlerle karşılaştıklarında: "Biz de inandık" derler. Kendi şeytanları ile baş başa kaldıklarında: "Emin olun biz sizinle beraberiz, biz ancak alay ediyoruz." derler.15-Asıl Allah onlarla alay ediyor ve taşkınlıkları içinde bocalarlarken kendilerini sürükleyip götürüyor.16-İşte bunlar öyle kimselerdir ki hidayet karşılığında sapıklığı satın almışlardır da ticaretleri kar etmemiştir. Kar yolunu tutmuş da değillerdir. 17-Bunların durumu, bir ateş yakmak isteyen kimsenin durumuna benzer. Ateş, çevresindekileri aydınlatınca Allah, nurlarını gideriverip kendilerini karanlıklar içinde bırakır. Artık bunlar görmezler.18-Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık bunlar, dönmezler.19-Yahut bunların durumu karanlıklar, gürleme ve şimşekler içinde gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimsenin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah kafirleri kuşatmıştır.20-Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini aydınlatınca ışığında yürüyorlar, karanlıklar üzerlerine çökünce de dikilip kalıyorlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini alıverirdi. Şüphe yok ki, Allah her şeye gücü yetendir.
Yeryüzünde bozgunculuk çıkaran, haramları helal sayan, helalleri de haram sayan, Allah'ın hükümlerini ona verilen gözler, kulaklar, eller ve diğer uzuvlarıyla değiştirmeye kalkanların durumlarını bize Cenab-ı Hak haber vermiştir. Bu tür insanların ticareti kısa sürelidir ve bir mum gibi erimeye mahkumdur. Oysa din günü bize haber verilen tek gerçektir. Orada ise bu gözler, kulaklar ve diğer uzuvlar haklarındaki gerçeği dile getirecektir. Bu sözler hak olarak karşımızda duruyor. Cenab-ı Hak kalbimize imanı bağışlamış ve sevdirmişse " kalbler yalnızca O'nu zikredecektir" Bizim ferdi değişimimiz, toplumun değişmesi olacaktır. İşte en kârlı ticaret budur.
> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0
<$BloHER İŞTE CENAB-I HAKKA SIĞINMAK>
<$Blo
KEHF 23-Hiçbir şey hakkında da: "Ben bunu yarın muhakkak yaparım deme, 24-Allah'ın dilemesine bağlamaksızın. Unuttuğun zamanda Allah'ı an ve şöyle de: "Umarım ki, Rabb’im beni bundan daha yakın bir zamanda dosdoğru bir başarıya eriştire!" 27-Rabb’inden sana vahyolunanı oku! O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınacak da bulamazsın! 28-Sabah akşam Rablerine rızasını dileyerek dua eden kimselerle beraber nefsince sabret! Sen dünya hayatinin süsünü arzu ederek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, Bizi anmaktan gafil kıldığımız, keyfinin ardına düşmüş ve işi aşırılık olmuş kimseye uyma! 29-Ve de ki: "O hak Rabb’inizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin! Çünkü Biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki, serdakları = duvarları kendilerini kuşatmıştır. Eğer yardım isterlerse, yüzleri çeviren erimiş cesed gibi bir su ile yardım edilirler. O ne fena içki ve o ne kötü kurultay! 51-Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına ne de kendilerinin yaratılışına şahit tutmadım; ve hiçbir zaman yoldan saptıranları yardımcı edinmiş değilim.
RÛM 29: Fakat zulmedenler, herhangi bir ilme ve bilgiye dayanmaksızın heva, istek ve tutkularına uydular. Artık Allah’ın şaşırttığını kim yola getirebilir? Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.30-O halde yüzünü bir hanif olarak dine tut, Allah' ın insanları kendisi üzerine yarattığı fıtratına. Allah'ın yaratışında değişme yoktur, dosdoğru sabit din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler. 31-Başkasından geçerek hep O'na gönül verin. O'na (sığınıp) korunun. Namaza devam edin de müşriklerden olmayın; 44-Her kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhinedir; kim de iyi amel işlerse sadece kendileri için döşemiş olurlar.52: Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da işittiremezsin.53: Kendi şaşkınlıkları içinde körleri de hidayete getirici değilsin. Ancak ayetlerimize iman edeceklere işittirirsin de onlar, İslam’a gelir ve selameti bulurlar.(ve ma ente= sen değilsin, bihadi= hidayete erdirci, -l-umyi= körleri, an= çıkarıp, dalaletihim= dalaletlerinden, in tusmi’u= duyurursun, illa= ancak, men yu’minu= iman edenlerden, biayatina= ayetlerimize, fehum= ve onlar, muslimun= Müslümanlardır)
___________________________________________________
Eğer biz, kalbimizi yamultmadan doğru yol üzerine girmişsek, doğru insanlarla ve çevrelerle karşılaşırız. Biz vahyin peşindeysek, şüphesiz doğru yoldayız demektir. Bu noktada “zaten doğru yoldayım, şunu yapsam da yanlışlığa düşmem diyemeyiz.” İman yolu nasıl dikenliyse hidayet yolu da aynı şekilde dikenlidir.
Rûm Sûresine baktığımızda bize çok açık bir şekilde hidayetten dalâlete düşenleri ve sürekli dalâlette kalacak olanları göstermektedir. körlük, sağırlık, dilsizlik bizim bildiğimiz anlamdaki davranış yetilerindeki yetersizlikler değildir. Onların vahye karşı duruşlarından kaynaklanan ve Cenab-ı Hakkın vahyi yalanlayanları böyle cezalandıracağını haber veren bir tezahürdür. Bu anlamda iman etme ve amelini tamamlama çizgisindekiler öğüt alacaklar ve inşallah hidayete ereceklerdir. Tarz budur. Kullar ister öğüt alır; vahyi ciddiye alarak hayatına buna göre yön verir ya da arkasını dönerek " ölülere sen mi işittireceksin?" birleşiminde ifade bulan kullardan olurlar.
Kehf 23 ile ilgili de bir açıklama yaparsak: Toplumumuzda eylemlerimizi yaparken genelde onların başından ve sonundan neler getireceğini bilmeyiz. Burada Cenab-ı Allah bizi uyarmıştır. Geleneksel manada da "inşallah" bu yönde kullanılmaz da, bir kaçış bir geçiştirme olarak kullanılır. Bunun yanlış olduğunu görüyoruz. O yüzden bir işi Cenab-ı Hakkın dilemesine bırakmak o işi hayra bırakmaktır. Çünkü bizim şer bildiğimizde bir hayır; hayır bildiğimizde bir şer vardır. " Siz bilmezsiniz; ben bilirim" uyarısı da bizi bu anlamda düşündürmesi gerekir. "İnşallah" lafzı da bu eksende değerlendirilmelidir.

> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0
<$BloDALÂLETİN BAŞLICA SEBEBİ: ORTAK KOŞMA>
<$Blo

Tebliğ edildikten sonra, herkesin hidayet yolu tektir. Amel bireyseldir. Hidayeti Cenab-ı hakkın izni dışında hiç kimse ve hiçbir topluluk bulduramaz. Biri çıkarda ben hidayete götürüyorum dediğinde iyi kritik edilemez de nefsani arzularla onun peşinden koşulursa sonuç hüsran olur. SEBE 50: De ki: “Eğer ben yanılırsam, yalnız kendime eğer hidayeti bulmuşsam, bilmeli ki Rabb’imin bana vahiy vermesiyledir. Çünkü O, yakındır her şeyi işitir.” AHKAF 10: De ki: “Gördünüz mü, haber verin; eğer bu, Allah tarafından ise, siz de ona küfrettinizse ve İsrail oğullarından bir şahit, onun benzerine şahitlik edip iman getirmişse ve siz de büyüklük tasladıysanız? Şüphe yok ki Allah, zalimleri doğru yola çıkarmaz.”11-Bir de küfredenler, iman edenler hakkında dediler ki: "Eğer O bir hayır olsaydı, bizden önce ona koşmazlardı." Bununla başarılı olmayınca da: " Bu, eski bir yalan." diyecekler. NAHL 106: İmanından sonra Allah’a karşı küfre saparak- kalbi imanla mutmain olduğu halde zorlananlar hariç- küfre sinesini açan kimseler üstüne muhakkak ki Allah’tan bir gazap iner ve kendilerine büyük bir azap vardır.107: Bunun sebebi onların dünya hayatını sevmeleri, onu ahirete tercih etmeleridir. Allah da kafirler topluluğunu doğru yola çıkarmaz. Dalâlete düşmenin sebeplerinden olan ortak koşmada,Allah tarafından sürekli yaratılıp durulanları rab edinme söz konusudur. Bu insan olur, kainattaki herhangi bir şey olur sonu kötüdür. Birkaç örnek verirsek : ZÜMER 3-İyi bil ki halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka bir takım dostlara tutunanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz. şüphe yok ki, Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyle hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz. TEVBE31-Onlar, Allah'ı bırakıp hahamlarını ve rahiplerini, bir de Meryem oğlu Mesih'i rabler edindiler. Oysa ki, hepsi ancak bir ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardı ki, O'ndan başka hiçbir ilah yoktur; O, onların ortak koştukları her şeyden münezzehtir. 32-Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar; Allah ise, kafirleri hoşlanmasalar da, yalnızca kendi nurunu tamamlamaktan başkasına razı olmuyor. 33-O, peygamberini doğru yol kanunu ve hak dini ile gönderendir, onu bütün dinlerden üstün kılmak için; isterse müşrikler hoşlanmasın. 34-Ey iman edenler, haberiniz olsun ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah yolundan çevirirler. Altını ve gümüşü hazineye tıkıp da onu Allah yolunda harcamayanları, acı bir azap ile müjdele! NİSA115. Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir116. Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır. Kul böylece küfretmiş olur. Küfrün en önemlisi de ortak koşmadır. ZÜMER 7-Eğer inkar ederseniz, şüphe yok ki Allah'ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber kulları adına küfre razı olmaz. Eğer şükrederseniz, sizin adınıza ona razı olur. Bir günahkar da diğerinin günahım çekecek değildir. Sonra dönüşünüz Rabb’inizedir. O vakit O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir. Çünkü o bütün sinelerin özünü bilir.
> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0
<$BloMUSTAZAFLAR VE MÜSTEKBİRLER - 2>
<$Blo

İçtimai yapı içerisinde doğru yola ilettiğine, hidayet dağıttığına inanılan kimselere vahiy dayanaksız oluşlarından ötürü dikkat etmemiz gerekir. Birileri çıkıp Kur’an dayanaksız zanna dayalı mesnetsiz iddialarla doğru yolu göstermeye kalkarsa buna inananlar tabi ki bunlara çoğunluk olduklarından, egemen güç olduklarından inanacaktır. Burada zaafa uğrayanlar ve zaafa uğratanlar ayetlerini dile getirelim: SEBE 31:Bununla beraber o küfredenler: “Biz, ne bu Kur’an’a inanırız, ne de önündekine” dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rab’lerinin huzuruna durduruldukları zaman bir görsen, bazısı bazısına söz atarken, ki o zaafa uğratılan mustazaflar, o büyüklük taslayanlara şöyle diyorlar: “Siz olmasaydınız,herhalde biz mümin olurduk.”32:Diğer taraftan büyüklük taslayanlar, zaafa uğratılan mustazaflara şöyle demektedir: “Ya..size hidayet geldikten sonra,sizi ondan biz mi çevirdik. Hayır zaten siz kendiniz suçlu günahkarlardınız.”33:O zaafa uğratılan mustazaflar da, o büyüklük taslayanlara şöyle demektedir: “Hayır, işiniz gece gündüz dolap çevirmekti. Çünkü sizler, bizlere hep Allah’a küfretmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz.” Ve böyle atışırlarken, hepsi azabı gördükleri o zamanda içlerinden pişmanlık getirmektedirler. O küfredenlerin boyunlarına tomrukları geçirmişizdir de sadece yaptıklarının cezasını çekiyorlardır.34-Biz herhangi bir memlekette tehlikeyi haber veren bir Resul gönderdiysek, herhalde onun refah ile şımartılmış olanları : "Biz, sizin gönderildiğiniz şeyleri tanımayız." dediler. 35-Ve dediler ki : "Biz malca da daha çoğuz, evlatça da ve bize azap edilmez." 36-De ki: "Rabb’im, rızkı dilediğine döşer (bol verir), dilediğine de sıkar (kısar); fakat insanların çoğu bilmezler. 37-Oysa sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınız ne de evlatlarınızdır. Ancak iman edip yararlı işler yapanlar, var ya, işte onların yaptıklarına karşılık kendilerine kat kat mükafat vardır ve onlar, cennet köşklerinde güvenlik içindedirler. FUSSİLET 29-Ve o küfredenler muhakkak diyecekler ki: "Ey Rabb’imiz göster bize, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranların (edallana= bizi saptırdılar, minel cini vel insani= cinlerden ve insanlardan) ikisini de onları ayaklarımızın altına alalım, en aşağılıklardan olsunlar!" Dünyadaki egemen güçlerle, onların değnekçilerinin halini ahiret manzarası içerisinde ibretle görmekteyiz. İnsan hidayeti bulur ama onu sürekli iyileştirmek için çalışmalıdır. O tabiki vahiyle çalışır. Öyleleri vardır ki, beynini ve kalbini satmış yani zaafa uğramış, tahakküm altında ezilmiştir. Kur’an bunlara mustazaf ismiyle hitap etmiştir. Bunlar üzerinden baskı ve tahakküm kuranlara da müstekbir ismini takmıştır. Her iki tarafın durumu da SEBE 42 olacaktır. 42-İşte o gün kiminiz kiminize ne bir yarar, ne de bir zarar verme gücüne sahip olamaz ve o zulmedenlere: "Tadın bakalım, o yalan deyip durduğunuz ateşin azabını!" deriz. AHZAB 66-O gün yüzleri ateşte çevrilirken: "Ah ne olurdu bizler Allah'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler. 67-Yine derler ki: "Ey Rabb’imiz, doğrusu biz, beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler. (ve qalu=ve diyecekler, Rabbena= rabbimiz, inna ete’na= itaat ettik de, sadetena= beylerimize, liderlerimize, ve küberaena= büyüklerimize, fela= onlar, delluna=bizi saptırdılar, sebila=yoldan)68-Ey Rabb’imiz, onlara azabın iki katını ver ve kendilerini büyük bir lanetle lanetle!"
> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0
<$BloİKTİDARIN SAHİBİ ALLAH'TIR>
<$Blo

Kur’an dalâlete düşenleri zaman zaman ismen de söylemiş, kıssalarla haber vermiştir.

MÜMİN 23-Andolsun ki, Musa' yı ayetlerimizde ve açık bir delil ilegönderdik:
24-Firavun'a, Haman'a ve Karûn'a; onlar dediler ki: "Bu bir sihirbaz,bir yalancı."
25-Bunun üzerine kendilerine tarafımızdan gerçeği getirince de:"Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri bırakın!" dediler.Kafirlerin düzeni (tuzağı)hep dalal(sapkınlık) içindedir.
26-Bir de Firavun:"Bırakın beni,öldüreyim Musa' yı da o,Rabb’ine dua etsin! Çünkü ben, onun dininizi değiştirmesinden ve ya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum." dedi.
27-Musa da:"Muhakkak ben, hesap gününe inanmayan her ululuk taslayandan Rabb’ime ve Rabb’inize sığındım!"dedi.
28-Firavun ailesinden-imanını saklayan-mümin biradam: "Bir adamı "Rabb’im Allah'tır" diyor diye öldürecekmisiniz? Oysa o, size Rabb’inizden açık delillerle gelmiştir. Hem o bir yalancı ise, çok sürmez yalanı boynuna geçer; fakat doğru ise size yaptığı tehditlerin bir kısmı olsun başınıza gelir. Şüphe yok ki, Allah, aşırı giden bir yalancıyı doğru yola çıkarmaz.
Doğru yol gösterildikten sonra dalâleti seçenler veya hidayeti bulmak isteyenler kendilerini ya Allah’ın izin vermesiyle kurtarıyorlar yada hüsrana uğruyorlar.
FUSSİLET17-Semud'agelince,Biz onlara yolu gösterdik de onlar, hidayete karşı körlüğü sevmek istediler, derken yaptıktan yüzünden kendilerini o hor azap yıldırımı alıverdi.
18-İman edip de korunanları ise kurtardık.
AL_İİMRAN: 85-Her kim İslam'dan başka bir dinararsa asla kabul edilmez ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.
Dalâletin en büyük özelliği Allah’a teslimiyet dini ve tek din olan İslamiyet’i yok sayarak yüz çevirmesidir. Burada yine tebliğ ön plana çıkıyor. Teslimiyet için vahiy tebliğ edildikten sonrası çok önemli. Dalâlete düşmüş olanı hidayete erdirme noktasında yetersiz kalındığında artık yapılacak eylem kalmıyor. Bir insan vahiysiz kaldığında şeytanın esiri haline geliyor. Yüce Allah'ın kelamı ekseninde hareketi bırakıp; şeytan eksenli harekete başlıyor. Zannın peşinden koşmaya başlıyor.
ZUHRUF38-Sonunda Bizegeldiği zaman:"Ah!Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı;sen ne kötü arkadaşmışsın!" der.
39-"Böyle söylemek bugün size hiç de fayda vermez,çünkü zulmettiniz, hepiniz azapta müştereksiniz."
40: O halde sen mi işittireceksin o sağırlara? Yahut sen mi hidayet edeceksin o körlere ve açık bir sapıklık içinde bulunanlara?
41-Şu halde şayet Biz seni alıp götürürsek(hayatınısonaerdirsek), elbette onlardan intikam alacağız.
42-Yahut onlara yaptığımız tehdidi sana gösterirsek! Şüphesiz Biz onlara bunu yapmaya da muktediriz
43- Sen hemen o sana vahyedilene tutun! Muhakkak ki sen doğru bir yol üzerindesin.
44- Ve muhakkak ki o zikir hem senin için, hem kavmin için bir şereftir ve ileride bundan sorulacaksınız.
MÜMİNUN49: Andolsun biz Musa’ya kitabı verdik, hidayete erebilsinler diye.
53-Derken onlar aralarındaki işlerde fırkalara ayrıldılar. Her fırka da kendi ellerindeki şeyle sevinmektedir.
54-Şimdi sen onları bir zamana kadar dalgınlıkları içinde bırak.
55-Sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklarile,
56-Onlara hayırlar sağlamaya koşuyoruz. Hayır,anlayamıyorlar!
68-Acaba onlar bu sözü düşünmezler mi, yoksa onlara eski atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
69-Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkar ediyorlar?
70-Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, o,onlara gerçek ile geldi; fakat onların çoğu gerçekten hoşlanmıyorlar.
71-Eğer Hak,onların keyiflerine uysaydı,gökler,yeryüzü ve bunlardaki kimseler kesinlikle bozulurdu.Hayır,Biz onlara unutulmaz ders olacak zikirlerini getirdik de onlar,zikirlerinden yüz çeviriyorlar.
72-Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun?Rabb’inin mükafatı daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
73-Doğrusu, sen onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.
AL_İ İMRAN 81.Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?"dediğinde,"Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.
82.Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.8-Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa ki,göklerde ve yerde ne varsa, hepsi ister istemez O'na teslim olmuş, hep döndürülüp O'na götürülüyorlar.
En kolay yola muvaffak olmak isteyenlerin tutunacağı dal Allah kelamıdır. O müminler için bir şereftir. Zannın peşinden gidenlerse ondan korkarlar. Çünkü delilleri sahil kenarındaki kuma benzer ki, üstünden deniz suyu geçse kaybolup gider. Bir zannın ardınca gidenler bulanık suda balık avlamakla meşguldürler. Dalâlet bunları her tarafından kuşatmıştır. Oysa bilirler ki, Hak dillenince ellerinde ne varsa uçup gidecektir. Kur'an bu tip insanların geçmişten günümüze halet- î ruhiyelerini verirken içine düştükleri bu kısır döngüyü açıkbir şekilde ifade etmiştir.
> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0