Casiye 27-Göklerin ve yerin mülkü sadece Allah'ındır; kıyametin kopuş saati geleceği gün; o gün batıla sapanlar hep hüsrana düşeceklerdir. 28-Her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağırılır: "Bugün o yaptığınız amellerin cezası verilecektir. 29-İşte kitabınız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor, çünkü Biz sizin yaptıklarınızı hep istinsah (kayd) ediyorduk." denir. 30-İşte iman edip de yaraşıklı işler yapmış olan kimselere gelince. Rableri onları rahmeti içine koyacaktır. işte apaçık kurtuluş odur. 31-İnkar edenlere gelince: "Değil mi Benim ayetlerim karşınızda okunurdu da kibirlenmek isterdiniz ve suçlu bir toplum idiniz?" 32-Hem "Allah'ın va'di gerçektir ve o kıyametin geleceğinden şüphe yoktur." denildiğinde, demiştiniz ki: "Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibaret sanıyoruz, fakat biz bu hususta kesin bir bilgi edinmiş değiliz!" 33-Derken yaptıkları işlerin kötülükleri onlara yüz göstermiş (gözlerinin önüne serilmiş) ve o alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıvermiştir. 34-Ve denilmiştir ki: "Sizin, bu gününüzün geleceğini unuttuğunuz gibi, Biz de bu gün sizi unutacağız. Yatağınız ateştir ve sizin için yardımcılardan bir eser de yoktur." 35-Bunun sebebi, çünkü siz, Allah'ın ayetlerini eğlence yerine tuttunuz ve dünya hayatı sizi aldattı. 0nun için bugün ateşten çıkarılmazlar ve af dilemeleri de kabul edilmez. Kıyametin geleceğine bir zan olarak bakanların, bununla ilgili bilgilendirilmediklerini iddia edenlerin manzarasını yansıtan ayetlerde dünya hayatının ön plana çıktığı görüyoruz. Din gününde kafir duruşu başlığında ele alacağımız bölümden önce manzarayı belirtebilmek için buraya almak istedik. Burada herkesin bir kayıtlı bir kitabının olduğu görülüyor. Bu kitap ki, her şeyi gözler önüne serecek, yapılanları ne bir eksik; ne bir fazla anlatacaktır. Dünya hayatında batılın peşinde olanlar burada yalnızdır. İman edenler ise Cenab-ı Allah’a yakındır. Kehf 47-Düşün o günü ki, dağları yürüteceğiz; yeryüzünü çırıl çıplak göreceksin. Onları mahşer meydanına toplamışızdır, hiçbir kimseyi geride bırakmamışızdır. 48-Hepsi saf saf Rabb’ine arz edilecekler; (O da şöyle) buyurur : "İşte andolsun ki, ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz; fakat siz vaat ettiğimiz zamanı gerçekleştiremeyeceğimizi sanmıştınız, değil mi?" ayetlerin genelinden çıkan çerçeve kimseye haksızlık yapılmasının söz konusu olmadığıdır. Artık kulların bir kaçışı, zaman talebi ya da başka bir isteği bugün karşılanmayacaktır. Allah’ın vahyi uyarısını dikkate alan din gününün olacağına iman etmiş, amelleri yerinde olan herkes olumlu karşılanır. O günün olmayacağını düşünerek nasıl vahyi yalanlayan, ahiret inancı olmayanlar ise olumsuz karşılanacaktır.