İçtimai yapı içerisinde doğru yola ilettiğine, hidayet dağıttığına inanılan kimselere vahiy dayanaksız oluşlarından ötürü dikkat etmemiz gerekir. Birileri çıkıp Kur’an dayanaksız zanna dayalı mesnetsiz iddialarla doğru yolu göstermeye kalkarsa buna inananlar tabi ki bunlara çoğunluk olduklarından, egemen güç olduklarından inanacaktır. Burada zaafa uğrayanlar ve zaafa uğratanlar ayetlerini dile getirelim: SEBE 31:Bununla beraber o küfredenler: “Biz, ne bu Kur’an’a inanırız, ne de önündekine” dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rab’lerinin huzuruna durduruldukları zaman bir görsen, bazısı bazısına söz atarken, ki o zaafa uğratılan mustazaflar, o büyüklük taslayanlara şöyle diyorlar: “Siz olmasaydınız,herhalde biz mümin olurduk.”32:Diğer taraftan büyüklük taslayanlar, zaafa uğratılan mustazaflara şöyle demektedir: “Ya..size hidayet geldikten sonra,sizi ondan biz mi çevirdik. Hayır zaten siz kendiniz suçlu günahkarlardınız.”33:O zaafa uğratılan mustazaflar da, o büyüklük taslayanlara şöyle demektedir: “Hayır, işiniz gece gündüz dolap çevirmekti. Çünkü sizler, bizlere hep Allah’a küfretmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz.” Ve böyle atışırlarken, hepsi azabı gördükleri o zamanda içlerinden pişmanlık getirmektedirler. O küfredenlerin boyunlarına tomrukları geçirmişizdir de sadece yaptıklarının cezasını çekiyorlardır.34-Biz herhangi bir memlekette tehlikeyi haber veren bir Resul gönderdiysek, herhalde onun refah ile şımartılmış olanları : "Biz, sizin gönderildiğiniz şeyleri tanımayız." dediler. 35-Ve dediler ki : "Biz malca da daha çoğuz, evlatça da ve bize azap edilmez." 36-De ki: "Rabb’im, rızkı dilediğine döşer (bol verir), dilediğine de sıkar (kısar); fakat insanların çoğu bilmezler. 37-Oysa sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınız ne de evlatlarınızdır. Ancak iman edip yararlı işler yapanlar, var ya, işte onların yaptıklarına karşılık kendilerine kat kat mükafat vardır ve onlar, cennet köşklerinde güvenlik içindedirler. FUSSİLET 29-Ve o küfredenler muhakkak diyecekler ki: "Ey Rabb’imiz göster bize, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranların (edallana= bizi saptırdılar, minel cini vel insani= ciblerden ve insanlardan) ikisini de onları ayaklarımızın altına alalım, en aşağılıklardan olsunlar!" Dünyadaki egemen güçlerle, onların değnekçilerinin halini ahiret manzarası içerisinde ibretle görmekteyiz. İnsan hidayeti bulur ama onu sürekli iyileştirmek için çalıştırmazsa işlerliğini kaybeder. O vahiyle ve sahih sünnetle çalışır. Öyleleri vardır ki, beynini ve kalbini satmış yani zaafa uğramış, tahakküm altında ezilmiştir. Kur’an bunlara mustazaf ismiyle hitap etmiştir. Bunlar üzerinden baskı ve tahakküm kuranlara da müstekbir ismini takmıştır. Her iki tarafın durumu da SEBE 42 olacaktır. 42-İşte o gün kiminiz kiminize ne bir yarar, ne de bir zarar verme gücüne sahip olamaz ve o zulmedenlere: "Tadın bakalım, o yalan deyip durduğunuz ateşin azabını!" deriz. AHZAB 66-O gün yüzleri ateşte çevrilirken: "Ah ne olurdu bizler Allah'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler. 67-Yine derler ki: "Ey Rabb’imiz, doğrusu biz, beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler. (ve qalu=ve diyecekler, Rabbena= rabbimiz, inna ete’na= itaat ettik de, sadetena= beylerimize, liderlerimize, ve küberaena= büyüklerimize, fela= onlar, delluna=bizi saptırdılar, sebila=yoldan)68-Ey Rabb’imiz, onlara azabın iki katını ver ve kendilerini büyük bir lanetle lanetle!"
>
Yazan <$Blofurkano




