<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/4374570311002180083?origin\x3dhttp://salihfurkan.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>
<$BloSORGUSUZ TESLİMİYET>
<$Blo
Bakara 142-İnsanlardan beyinsiz takımı: "Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyeceklerdir. De ki: "Doğu da batı da Allah'ındır. O, dilediği kimseyi doğru bir caddeye çıkarır. 143-İşte böyle sizi, bütün insanlar üzerine adalet örneği, hak şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun diye, doğru bir caddeye çıkarıp ortada yürüyen bir toplum yaptık. Sana önceden durduğun Ka'be'yi kıble yapmamız da yalnız peygamberlerin izinde gidecekleri iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayırt etmemiz içindir. Elbette o, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerden başkasına mutlaka ağır gelecekti. Allah imanınızı zayi edecek değildir. Allah insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir. (vema ceelnal-l= yapmadık, qıblete-l-= o kıbleyi, leti= ki o, kunte= idin, aleyha= üzerinde, ille= sadece, line’leme= bilelim, ayırt edelim diye, men= o kimseyi, yettebiu-r-= izliyor, uyuyor, resule= o peygamberi, mimmen= o kimseden, yenqalibu= geri dönüyor, ela aqıbeyhi= 2 ökçesi üzerinde) kıblenin değişmesi, savaşı gerektiren şartlar, hicret vs gibi din adına yapılan toplumsal hadiseler içinde sorguyu, hesabı çok görüyoruz. Kitapta bunlardan çokça söz ediliyor. Allah mutlaka doğru yola gireceklerle dalalete sürüklenecekleri ayıracaktır. Kıble değişebilir. Başka bir yer kıble olabilir. Hidayet yolundayım diyene burada ne düşer? İşittik itaat ettik. Burada bu ayrım gereklidir. Doğru caddede olana ibadet zor gelmez. tevbe 54. Onlarin harcamalarinin kabul edilmesini engelleyen, onlarin Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üsenerek gelmeleri ve istemeyerek harcamalarindan baska bir sey degildir.O nassı sorgulamaz. Kabe de bir ayırt edicilik kaynağı olabilir, hicrette: bizler doğru caddedeysek o kaynaklarla karşılaşacağızdır. Bizler önce kendimize “doğru yolda mıyım?” sorusunu yöneltip, doğru yolda olduğumuza kanaat getirerek bizi yaratanı çokça tespih etmeliyiz . Hac 37-Elbette onların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşmaz. Ancak O'na sizin takvanız ulaşacaktır. Böylece onları sizin emrinize verdik ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz. Görevlerini iyi yapan iyilik sevenleri müjdele! Mesela toplum tarafından maalesef bir gelenek haline getirilen kurban kesme hadisesi. Şimdi kurbanı az önceki bakara 142 -143 penceresinden değerlendirdiğimizde: kurban dosdoğru caddenin üzerinde duran bir ayırt edicilik kaynağıdır. Ama bugün aynı hac olayı gibi kurban da amacından uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Doğru yolun yolcuları bu kaynakları görebilen, yaptığını Allah rızası için yapandır. Nisa 175-Kim Allah'a iman edip buna sarılırsa, yarın Allah onları kendi katında mutlak bir rahmet içine koyacak, bol nimetine kavuşturacak bir de onları, doğru kendisine varan bir yolun yolcusu edecek.
Ömrümüzün sonuna kadar bunun için çalışmalıyız. Eğer bu yol çetin bir savaş gerektirecekse savaşmalı, hicret gerektirecekse her şeyi bırakıp koşmalı, din gününde hazır bulunmalıyız. Ecri de sadece Allah’tan beklemeliyiz. Muhammed 17: Hidayeti kabul edenlere gelince, Allah onların hidayetini artırmakta ve kendilerine takvalarını vermektedir.

> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0
<$BloYAŞAMIM ALLAH İÇİN>
<$Blo
ENAM-161: De ki: “Beni Rabb’im şüphesiz dosdoğru bir yola hidayet buyurdu. Doğru, sağlam, devamlı ayakta duran bir dine. Diğer dinlerden ayrılarak sadece hakka yönelmiş hanif olan İbrahim’in milletine ki, o hiçbir zaman müşriklerden olmadı”.162-De ki: "Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm kesinlikle hep o alemlerin Rabb’i olan Allah içindir. 163-O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben, bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim." İslam doğru yoldur. İslâm dinini seçip de teslim oldum diyen bir kişinin yolu budur. Yol nasıldır? Zuhruf 64-Haberiniz olsun Allah benim Rabb’im, sizin de Rabb’iniz ancak O'dur. Onun için hep O'na ibadet edin! İşte bu tek doğru yoldur." Bu yola baş koyan bir kişinin hali nasıldır? Ortaksız, koşulsuz, her şeyden geçerek dini halis kılan bir ruh halidir. Bunlar kesinlikle: zuhruf 68-"Ey Benim kullarım! Bugün size hiç korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de. 69-Benim ayetlerime iman edip de samimi Müslüman olan kullarım! 70-Girin cennete siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluklar içinde!" böyle karşılanır inşallah.
Şöyle bir düşünelim: biz bir insana doğru yolu tarif ederken en yakınını, en sıkıntısız olanını tarif ederiz. Dosdoğru gidin deriz mesela. Bu en kolay olanıdır . Cenab- ı Allah bize bu konuda zorluk değil kolaylık gösterir. Tariflerinde de bunu görürüz. Bu yolu asıl karışık hale getirenler insanlardır.Mülk 22: Dosdoğru bir yolda dimdik giden mi, yoksa yüzüstü sürünen mi daha doğrudur? 23-De ki: "O'dur ancak sizi yaratan, size dinleyecek kulak, görecek gözler, duyacak gönüller veren! Fakat sizler pek az şükrediyorsunuz!" Burada geçen “ ala sıratin müstakim” cümlesini çok önemli buluyorum. Bir insanın bu yolda sağlam temellere dayalı yürümesi için dimdik( erdemli, irfanlı, her şeyden önce kalben akıllı) olması gerekiyor. Yüz üstü sürünenler yani ilimsiz ( vahiysiz) irfansız ve özellikle Kur’an dayanıksız yürüyenlerdir. Bu yürümek öyledir ki: hakkı batıla karıştırmaz. Sorgulamaz. Kendini sakatlayacak sorulardan uzak tutar. Çünkü insan iman ederken, hidayet yolunda yürürken imanına sakatlık verecek gereksizliklerden uzak durur. Bize emanet edilen bu ömrü Allah'a adamak asıl kulluk olacaktır.
> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0
<$BloDOĞRU YOLDAKİLER>
<$Blo
Neml 75: Gökte ve yerde açık bir kitapta bulunmayan hiçbir gizli şey yoktur.
76:Haberiniz olsun ki bu Kur’an,İsrail oğullarına ihtilâf edip durdukları şeylerin çoğunu anlatmaktadır.77:Gerçekten o doğruyu gösteren kesin bir hidayet ve müminler için tam bir rahmettir.

Kuran bir hidayettir. Yani hidayetin kaynağı olmasının yanında hidayetin kendisidir. Bunun kesin olduğunu görürken, bütün gizliliklerin de kalktığını görüyoruz. Çünkü insanlık şaşırır. Ancak vahiy ile çaba harcayanlar müstesna. Bunlar, Allah’ın izniyle müminlik mertebesine yükselirler. İnanmayan bir insanın doğru yolda olduğundan nasıl söz edebiliriz? Neml 81: Sen o körleri dalaletlerinden hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak ayetlerimize iman edeceklere işittirirsin de onlar müslüman olur, selamet bulurlar.
82-Söylenen söz başlarına geleceği zaman, onlar için yerden bir dabbe çıkarırız, insanların ayetlerinize kesin bir inanmadıklarını kendilerine söyler. Hakikaten gözlerini kapayanlar dalgınlık içinde kalacaklar.
İnsan bir ömür belki doğru caddelerin etrafında yürür. O caddeye çıkmak için çabalar. Allah çabaları boşa çıkarmasın, hidayete en iyi ereni O bilir. Caddeye çıkan bir insan, bunun sırat-ı müstakim olduğunu bilirse şeytanın hiçbir hükmü kalmaz. Hicr 40-Ancak içlerinden ihlasa erdirilen kulların hariç!" dedi. 41-Allah: "Bu, "Garanti ederim." dosdoğru bir cadde." dedi. 42-Gerçekten senin, benim o kullarım üzerinde hiçbir hakimiyetin yoktur; ancak, azgınlardan sana uyanlar bunların dışındadır. Bu yol hakkında ancak Allah garanti verir. Yine bu yolun bir özelliği de Yusuf 108’de belirtilmiştir. (108-De ki: "İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet ederim, ben ve bana uyanlar; Allah'ı tespih ederim ve ben ortak koşanlardan değilim.") bu özellikleri taşıyan bir kul için dalalet sorunu ortadan kalkmış olur. Doğru yolun yolcularından bahsetmişken biraz daha nitelendirelim. Enam 36- Sade işitmesi olanlar davete icabet eder. Ölülere gelince, onları Allah diriltir, sonra hepsi O'nun huzuruna çıkarılırlar. Yani Allah’ın izniyle işitmesi olan daveti kabul eder. İman etmiş olması gerekir. Enam 71’e de bakarsak, (De ki: “ Biz Allah’ı bırakıp da bize ne fayda ne de zarar vereceklere yalvarır mıyız? Allah bizi hidayetine kavuşturmuş iken geriye döner miyiz? O kimse gibi ki, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken, şeytanlar onu ayartıp uçuruma çekmektedirler. Beri tarafta ise “Bize gel” diye onu doğru yola çağıran arkadaşları var. De ki: “Hidayet muhakkak Allah’ın hidayetidir. Ve biz alemlerin Rabb’ine Müslüman olarak boyun eğmekle emrolunduk.”)
Hidayette olanın kesinlikle teslim olmuş bir Müslüman olması gerektiğini söylemiştik. Buradaki doğru yol kastı nedir? Allah'a tam teslimiyettir. Zaten pek çok örnekte de İslâm doğru yolun ta kendisidir. Doğru bulmak vahiyle gerçekleşen bir olaydır. Bu şekilde zuhur eden müminin doğru yoldan ayrılmaması yine vahiyle olacak bir olaydır.
> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0
<$BloİMAN HİDAYET BAĞLANTISI>
<$Blo
Kulların doğru yola kılavuzlanması için tam bir teslimiyetle iman etmiş olması gerekir. Meryem 43-Babacığım, emin ol sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Gel bana uy da seni düz yola çıkarayım. Hz İbrahim, Allah’ın izniyle insanlığı doğru yola çıkartacağını söylerken, Taha 50-Musa: "Bizim Rabb’imiz, her şeye uygun yaratılışını veren sonra da yolunu gösterendir!" dedi.
51-Firavun: "Ya, öyle ise, önceki milletlerin durumu nedir?" dedi.
52-Musa: "Onların bilgisi Rabb’imin katında bir kitaptadır; Rabb’im şaşmaz ve unutmaz. (qale= dedi, ilmuha= onların ilmi, inde rabbihi= Rabbimin yanında, fi kitabin= bir kitapta, layedillu= şaşmaz, rabbi= Rabbim, vela yemra= unutmaz)
53-Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, orada size yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur." dedi. İşte Biz, bu su sayesinde çeşitli bitkilerden çifter çıkarmaktayız.
54-Hem yiyiniz, hem de hayvanlarınızı güdünüz; gerçekten bunda doğruya kılavuzluk eden akıl sahipleri için birçok deliller vardır.
Allah’ın kullarını yarattıktan sonra bırakıvermeyeceğini, çok açık bir şekilde göstermektedir. O, bırakıvermeyecek, hidayet bulana daha da çok hidayet verecektir. Meryem 76: Hidayeti kabul edenlere ise Allah daha çok hidayet verir. Baki kalacak olan salih ameller Rabb’inin katında sevapça da daha güzel, erişilecek sonuç yönünden de daha hayırlıdır.
Az önce bahsettiğimiz doğru yola götürülmek için iman gerekir, ifademizi destekleyen ayetlerimizden önemli gördüğümüz Taha 82-Bununla birlikte, Ben tevbe eden, iman edip yararlı işler yapan sonra da doğru giden kimse için çok bağışlayıcıyım, şüphesiz. Önceki nesillerin helakında, dalalete düşmeleri etkendi. Burada birkaç ayeti vermeye çalışalım.
Taha 128-Yurtlarında yürüyüp durdukları kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmemiz kendilerini doğru yola sevk etmedi mi? Muhakkak bunda ibret alacak akıl sahipleri için birçok deliller vardır!
133-Bir de onlar: "Rabb’inden bir mucize getirse ya !" dediler. Onlara, daha önceki kitaplardakinin apaçık delili gelmedi mi ki?
134-Eğer Biz, onları bundan önce bir azap ile helak etmiş olsaydık: "Ey Rabb’imiz, ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de biz alçak ve rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık." diyeceklerdi.

135-De ki : "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyin bakalım; çünkü yakında, doğru yol sahiplerinin ve doğru gidenlerin kimler olduğunu bileceksiniz! Vahiysiz hidayet bulmak imkansız. Ayrıca Allah’ı sınamaya kalkanların, vahyi mantığını anlamayanların ve delillerden ders almayanların doğru yolundan söz edilemez. Şunu unutmayalım toplum içinde kendini hidayette sanan ve bunu vahiy dayanaksız savunan kişi ve kişiler olacaktır. Başında söylediğim hidayet iman ilişkisi çok önemli. Allah'ın izniyle hidayete yöneltilen kulların bunu vahiyle gerçekleştirdiğini belirteyim. Söz ettiğimiz her mevzu Kur'an'i manada bir inancı belirtmeye çalışıyor. Allah cümle kulların ilmini arttırsın.
> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0
<$BloDOĞRU YOLA KILAVUZLANMA>
<$Blo

Doğru yola kılavuzlama Allah’ın izniyle ücret istemeyen elçilere uyarak da meydana gelir. Çünkü onlar doğru yoldadır, beşeriyetin de doğru yolda olmasını isterler.
Yasin 20-O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: "Ey hemşehrilerim, uyun o gönderilen elçilere! (vecae= geldi, eqse-l-= en ucundan, medineti= şehrin, reculun= bir adam, yes’a= koşuyor, qale ya qavmi= dedi ey kavmim, ettebi’u-l- ittiba edin, tabi olun, murseline= elçilere, rasullere)21-Uyun sizden bir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar doğru yola ermişlerdir. (ittebi’u= tabi olun, men= o kimseye ki, la yeselukum= sizden istemiyor, ecren= bir ücret, ecir, karşılık, vehum= oysa onlar, muhtedune= hidayet üzereler, doğru yoldalar)
22-Hem neden kulluk etmeyeyim ben o beni yaratana, hep de döndürülüp O'na götürüleceksiniz!
Doğru yol ile ilgili ayetlere baktığımızda hidayete kılavuzlanma kimi zaman vahye, kimi zaman peygambere, kimi zaman ise direkt cenab-ı Hak ile bağlantılı olmuştur. Bunu,
Yasin 60: Size şöyle and vermedim mi “Ey adem oğulları! Şeytana kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır.”
61: “Ve bana kulluk edin. Doğru yol budur.” (Ve eni-’-= diye, buduni= bana ibadet edin, kulluk edin, haza= budur, sıratun= yol, mustaqim= doğru)
Buradaki doğru yoldan kulluk etmek ifadesini çıkarıyoruz. Bu ise akıl ve gönülle oluyor. Yine;
Yasin 62: Böyle iken o içinizden bir çok insan kuşağını yoldan çıkardı. Ya o vakit sizin akıllarınız yok muydu? (veleqed= andolsun gerçekten, edelle= azdırdı, minkum= içinizden, cibillen= halkı, kesiren= çok, efelev tekunu= olmadınız mı? te’qilune= aklınızı kullanıyorsunuz) doğru yoldan çıkabiliriz. O yüzden, şeytana kulluk dalalete, Allah’a kulluk hidayete götürür. Özetle denilmek istenilen; tebliği dikkate alan, vahye gönülden bağlı olan, bu uğurda sabreden doğru yola kılavuzlanacaktır.
Furkan 72-Ve onlar ki, yalana şahitlik etmezler, anlamsız, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar içinde geçer (gider)ler.
73-Ve onlar ki Rablerinin ayetleri hatırlatılınca, kör ve sağır üstüne yıkılıp yatmazlar.
74-Ve onlar ki: "Ey Rabb’imiz, lütfunla bizlere eşlerimizden, çocuklarımızdan göz aydınlıkları ihsan buyur ve bizi takva sahiplerine önder kıl!" derler.
75-İşte hep bunlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı ile ödüllendirilecekler ve orada sağlık ve selam ile karşılanacaklar.
İşte bu kulların en önemli özellikleri; onlara cennetin kapılarını açacak, huzur ve güvenliği sağlayacak özellikleri.Allah şerefli kullarından eylesin...
> Yazan <$Blofurkano/> Görüntüle <$Blo0