Acıklı bir roman okunduğunda bile normal olarak o romanın atmosferine girilir, hüzün yaşanır. Romanın içeriği kapsar insanın psikolojisini. Buradan hareket ile Kur'an okunmasına rağmen bir insan faruk olamıyorsa, furkan özelliği o insan üzerinde belirmiyorsa o insan o vahyi ne kadar, nasıl okuduğunu tahlil etmelidir ve öyle bir kitab ki Allah tarafından gönderildiğine şüphe olmadığı ve yine bu kitabın üzerinde şüphenin olmadığını bildiriliyor bizlere.SECDE 2: Kendisinde şüphe olmayan bu Kitab'ın indirilişi,alemlerin Rabb'indendir
BAKARA 2: İşte bu kitap,şüphesiz,korunacaklar için hidayetin tâ kendisidir..
Şüphe yoktur, çünkü KORUNMAKTADIR.
FUSSİLET 42: O'na ne önünden ne arkasından bâtıl yaklaşmaz. O (Kur'an) bütün kainatın övdüğü çok övülen, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'tan indirilmedir
HİCR 9: Kuşkusuz Kur'an'ı biz indirdik ve onu elbette biz koruyacağız...
Kur'an ın içerisinde MÜTEŞABİH kısımlar vardır. O kısımlarla ilgilenmemesi gerektiği de yine Kur'an ile bildiriliyor bizlere.
A. İMRAN 7: Sana bu muazzam kitabı indiren O'dur. Bunun bir kısım ayetleri muhkemâttır ki onlar, kitabın anasıdır. Diğer bir kısmı da müteşabihattır. Ama kalplerinde bir yamukluk olanlar , fitne aramak ve olmadık yorumlarının ardına düşerler. Halbuki onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde derinliği olanlar da derler ki: "Biz ona inandık. Hepsi Rabb'imizdendir." Bununla birlikte, bunları özü temiz olanlardan başkası düşünmez.
A.imran 7 gerçeğiyle birlikte bu kadar ayete rağmen zikre yaklaşılması zor oluyor maalesef. Daha doğrusu olamıyor. Ve buna dünyalık işlerin engel olduğundan bahsedilir çoğunlukla.
MÜMİNUN 62-Biz, hiçbir kimseye gücünün üstünde bir teklifte bulunmayız, katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
63-Fakat onların kalpleri bu konuda bir dalgınlık içindedir ve onların bundan başka bir takım işleri vardır ki, hep onlar için çalışırlar.
64-Nihayet, refah içinde olanlarını azaba çektiğimiz zaman, hemen feryada başlayacaklardır.
65-Feryat etmeyin bugün; çünkü siz, Bizden kurtarılamazsınız!
66: Karşınızda ayetlerim okunuyordu da, siz arkanıza savuruyordunuz.
67: Ona kafa tutarak, gece toplantıları yaparak, hezeyanlar konuşurdunuz.
68: Onlar hala, o kelamı düşünmezler mi? Yoksa onlara,önceki atalarına gelmemiş bir şey mi geldi?
69-Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkar ediyorlar?
70-Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, o, onlara gerçek ile geldi; fakat onların çoğu gerçekten hoşlanmıyorlar.
71-Eğer Hak, onların keyiflerine uysaydı, gökler, yeryüzü ve bunlardaki kimseler kesinlikle bozulurdu. Hayır, Biz onlara unutulmaz ders olacak zikirlerini getirdik de onlar, zikirlerinden yüz çeviriyorlar.
72-Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabb'inin mükafatı daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
73-Doğrusu, sen onları dosdoğru bir caddeye çağırıyorsun.
74-Fakat ahirete inanmayanlar, o caddeden sapmaktadırlar.
Dünyalık işlerin, bir takım işlerin engel olması insanı istenmeyen yerlere götürebilir. bu istenmeyen yerlerden en önemlisi 74 numaralı ayetteki dalâlete sapma olur ki, o yolun yolcusu olmak kimse istemez. "Gözden ırak olan, gönülden ırak olur." diye bir söz vardır. Ömrünü hep dünyalık heva ve heveslerle geçirmek, evdeki herhangi bir ihtiyacı günlerce kafaya takarak kulluk vazifelerini bir kere olsun düşünmemek insanı tehlikeli yerlere götürebilir. Vahiy ezber bozar demiştik. Vahiy insanı değiştirir. Hangi insanı değiştireceğine insanın bağlılığı karar verir. Allah dilerse akan bütün sular durur; akmayanlar da gürül gürül akar olur.
NEML 3. Onlar ki, namazi kilarlar, zekâti verirler ve ahirete de kesin olarak inanirlar.
LOKMAN 4. O kimseler, namazi kilarlar, zekâti verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.
BAKARA 4. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanirlar.
NİSA 59. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eger bir hususta anlasmazliga düserseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inaniyorsaniz onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onlarin talimatina göre halledin); bu hem hayirli, hem de netice bakimindan daha güzeldir.
Açıkça kabul etmeyip inanmamalarına getirdikleri sebepler; ESKİLERİN MASALI oldu.
KALEM 15- Karşısında ayetlerimiz okunurken: "Eskilerin masalları." dedi.
FURKAN 4: O kafirler: "Bu sadece bir iftira,onu o uydurdu. Başka bir topluluk bu konuda ona yardımda bulundu" dediler. Doğrusu zulüm ve yalanı seçtiler.
FURKAN 4: O kafirler: "Bu sadece bir iftira,onu o uydurdu. Başka bir topluluk bu konuda ona yardımda bulundu" dediler. Doğrusu zulüm ve yalanı seçtiler.
5: "O ayetler,öncekilerin uydurma hikâyeleridir. Onları başkasına yazdırmış da sabah akşam kendisine onlar okunuyor"dediler.
İnanmayan biri peygamberlerin deli, vahyin de uydurma olduğunu iddia edecektir. Yalnız bize düşen açıkça bir tebliğtir. Tebliğin dışında o insana herhangi bir yolla bir şeyi kabul ettirmeye calışmak misyonumuzda olamaz. Tebliğ ne ile yapılır? tabiki vahiyle.O yüzden bir insanın Hindistan'da, Almanya'da vs. yerde doğması bir anlam ifade etmez. Çünkü vahyi manada inanç başka bir şeydir. Geleneksel inanç başka bir şeydir. Önemli olan yerleşik olana son vermektir.









